3 Aralık 2009 Perşembe

Ara-Ara-Ara-

Elde olmayan sebeblerden dolayı 15 günlük ara vermiştik, şükür kaldığımız yerden devam ediyoruz. Güzel şeyler yaşadık, hoşumuza gitmeyen şeylerde dönüp arkamıza bakalım ne yapmışız diye.

Faranjit yüzünden çıkan ateşimizi h1n1 diye yorumlayan doktorumuz sağolsun gecen hafta için yaptığımız bütün planları alt-üst etti. Ateşimizin düşmesi ne olur ne olmaz kimseye bulaştırmamak için uğraştığımız bir zamanda Beşiktaş'ın Fener'i 3-0 yendiği söylendi. Kafamdan canlandırmaya çalışıyorum skoru ama yok canım diyorum hastayım moralim düzelsin diye söylüyorlar diye düşünüyorum. Haksız da sayılmam Beşiktaş o ana kadar bir maçta 3 gol görmemiş -kalesindekileri saymıyorum- Fener ise bu maça kadar kalesinde 3 gol birden
görmemişti. İzlemediğim için çok fazla yorum yapamıyorum ama atanın kazanacağı maçtı ben fener'den bekliyordum ibrahim üzülmez'den geldi.

Fenerbahçe'nin yenilgisinden sonra kendi adıma liderlik hesapları yapmaya başladık ama beklediğimiz olmadı. Kewell'la öne geçtik ama Kewell ikinciyi atamayınca benim aklıma geçen sene ASY Kayseri maçı geliyordu ki golü yedik. Liderlik hayalleri suya düştü.

Bayram olması sebebiyle memlekete uzun bir yolculuktan sonra vardık akşama da ManU-BJK vardı. Wolfsburg bizi hayal kırıklığına uğrattıktan sonra iyice umutsuzluğa kapıldık; Avrupa Ligindeki temsilci sayımızı artırma hayallerini... Neyse maç başladı daha 20. saniyede Macheda atıyordu ingilizvari uuuuuhhh dedikten sonra Obertan üzerinden gelmeye başlayan ManU karşısına İÜzülmez ve İKöybaşı ile kapatan BJK klasik ManU-Türk takımları maçlarında olduğu gibi defansa çarparak giren gol bir kez daha acaba olabilir mi dedirtmeye yetmişti. BJK da savunmasına güvendiğimizden dakikalar geçtikçe olacak bu iş demeye başlamıştık. Son dakikalar da ManU-Rüştü şeklinde geçen maçı kazanan BJK yüzleri güldürmeye başlamıştı.

Bursa maçları hep zorlu geçmiştir. Gerek Bursa seyircisi gerekse de geçmişten gelen sıkıntılar maçın zorluk derecesini artırdıkça artırıyor. 40 maçın sadece 9'unu kazanabilmek bunun en iyi göstergesi herhalde. Maça Bursa'nın pivot defans adamlarının arasına Arda'yı koyarak başladı Galatasaray. Akıllıca bir taktik olabilirdi bu ama Arda'ya top gelirse. Gelirse noktasında Barış-M.Topal-M.Sarp üçlüsünden ilk yarıda hiç top alamadı. Baros etkisi arkasında Arda yada Elano olduğunda patlama noktasına geliyordu ama bu maç Arda'nın arkasında bu
etkiyi yaratacak kimse yok. Bursa fiziki açıdan Galatasaray'dan çok üstündü bu belki maç programından yada aşırı motive olmaktandı. Volkan Şen Hakan Balta mücadelesinde kazanan Volkan olunca golü de Volkan'dan yedik. Sonra ki çabalar-az da olsa- başarısız da olunca maç 1-0 bitti.
Galatasaray yenildi Fenerbahçe farkı açacak derken Yılmaz Vural çıkakeldi. Volkan'ın başka şeyleri düşünürken topu tutamayacağı belliydi fırsattan istifade eden Gökhan Güleç oldu. Guiza durumu 1-1 yapınca Fenerbahçe alacak maçı derken, "öpen takım" öpmeye nazlanırken Kasımpaşa forvetleri de birbiri arkasına golleri kaçırdılar ta ki İşini bilen Çenk İşler sahneye çıkana kadar. Zaten mücadele etmeyen Fenerbahçe 1-2 den sonra iyice bıraktılar ve derken 1-3 oluverdi. Kasımpaşa forvetleri biraz daha yetenekli olsalar fark belki de daha da artabilirdi.
Dönüş yolculuğunun ardından hem yorgunluk hem el-clasico bekliyordu. Maçın sonucu belliydi ama Clasico olunca insan heyecanlanmadan edemiyordum. Maça beklenenden aksine Real hızlı başladı Ronaldo ile de net bir gol kaçırdı tıp kı geçen sene Drenthe gibi sonu da benzer olacaktı. İkinci yarı oyuna gire İbra skoru 1-0 yapıp Real'in gardını düşüren adam oldu. Sergio B. kırmızı görmesinden sonra belki oyun renklenir, Real ataklar yapar diye beklerken Pelegrini'nin çoklu forvete dönmesi pozisyonlar bulmasını engelledi.Messi'nin Ronaldo gibi kaleciyi geçememesi Lassana'nın da ne yapsak olmuyor deyip dalmasıyla maç bitti, beklediğimiz kalite ve tempoda olmasa da temiz bir "derbi" olması yüzümüzü güldürdü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder