31 Ekim 2009 Cumartesi

Ne oldu bu Napoli'ye



4 Ekim tarihinde alınan Roma yenilgisinden sonra Teknik Direktör Donadoni'ni görevine son verildi.Onun yerine takımın başına Sampdoria eski çalıştırıcıs Walter Mazzari getirildi.
İlk maçı kendi sahasında Bologna maçıydı ve maç içinde yenik düşmesine rağmen Quaqliarella ve Moggi'nin 90'ıncı dakikada attığı golle 2-1 yenmeyi başardı.

İkinci maçta rakip ligde ve Avrupa da başarılı olan Fiorentina idi ve Moggi yine son dakikalarda attığı golle 0-1 kazanarak Mazzari'nin ikide iki yapmasını sağladı.

Üçüncü maçta ise rakip güçlü Milan'dı.Henüz 6.dakikada 2-0 geriye düşen Napoli son dakikalarda Cigarini ve Dennis'in attıkları gollerle 2-2 tamamlamayı başardılar.

Ve bu hafta son kurban Juventus oldu. 53. dakika olduğunda Treze ve Giovinco ile Juve 2-0 öndeydi ama ne olduysa Datolo oyuna girdikten sonra oldu. Önce Hamsik le golü buldu ardından Datolo ile 5 dk skoru eşitlediler. Maç böyle bitecek derken 81'de Hamsik galibiyeti getiren golü attı.
Son 4 maçta 3 galibiyet 1 beraberlikle 10 puan topladılar ve şu anda 17 puanla 6.sıraya yükseldiler.

Mazzari ile hem oyun anlamda hemde skor anlamda kazanmaya alıştılar. Donadoni ile Lavezzi'ye bağlı bir hucüm sistemi ile oynamaya çalıştılar ve Lavezzi'yi durduranlar kazanmışlardı. Ama Mazzari ile açık bir biçimde takım olarak defans ve hucüm yapıyorlar; Lavezzi'nin de durumdan mutlu olduğu gayet açık...

30 Ekim 2009 Cuma

BundesLiga Rekoru

Alman Ligi tarihinde 4 maç üst üste gol atan ilk oyuncu oldu.4. golünü Hertha ağlarına bıraktı.


Lucas Barrios

29 Ekim 2009 Perşembe

Ne İşin Var Orada?

Alman efsanesi Arjantin yollarında.Racing'le anlaşma yapması an meselesi.Ama bir şartı var.

Şartı 2007 yılından beri beraber olduğu model sevgilisine iş bulmaları imiş.
Bulmasalar daha mı iyi olur?...

Guti yine manşetlerde...

Gene ne yaptı tam bilinmez ama Marca Pelegrini'ye küfrettiğini söylemiş.Sanchez de Guti ağır bir ceza alabilir diye gazeteyi doğrulamış....

İtalya'da Neler Oluyor

Roma 0-1 Livorno
Roma 10 kişi kalan rakibine yenildi.Demek ki Spaletti'nin gitmesiyle Ranieri'nin gelmesiyle çok şey değişmiyor sonuçta Roma hep kan kaybediyor.

Inter 5-3 Palermo
İlk yarısı 4-0 biten maçın bu hale gelmesini kimse beklemiyordu.Özellikle ilk dört golü atan Balotelli ve Etoo'nun oyundan sakatlanarak çıkması ve Palermo'lu Miccoli ve Gazzini'nin etkili oyunu Inter taraftarlarını bayağı bir rahatsız etti.Ama Palermo'nun ikinci golü görülmeye değerdi.
Napoli 2-2 Milan
Geçen hafta son dakikalardaki Nesta golleriyle galibiyeti kapan Milan aynı mutluluğu rakibine yaşattı.Son dakikaya 2-0 önde girn Milan uzatmalarda yediği 2 golle 1 puana yetinmek zorunda kaldı.Belirtelim yine inzaghi golünü attı ve deparını attı.Hiç değişmeyecek bu adam...

Aydın'ına mı Şans versek, Berkin'inimi beklesek

Aydın Yılmaz adını ilk kez Gerets’in onu Konya maçında oynatması ve son dakikada takımına galibiyet getiren golü atmasıyla öğrendi.Herkes son dakikada vurduğu şutun güzelliğinden çok vurmasını sağlayan özgüveninden konuştu.Ama yıllar varki üstüne çok fazla bir şey koyamadı.Arda’da etki onda da olur diyerek kiralık dahi verildi ama olmadı.Aslında bu sezona iyi başlamıştı özellikle Avrupa ligi maçlarında Rijkard onu kullanmış ve başarılı da olmuştu hani.Ama Ekim ayıyla başlayan takımdaki durgunluk en çok da Aydın’a sirayet etmiş gibi.Bir güvensizlik, boş vermişliğe doğru giden bir Aydın izliyoruz son maçlarda.

.Nijerya’da 17 yaş Milli Takımımız Dünya Kupasında mücadele ediyor.Gözler bütün futbolcularda ama bir Arslan var ki hep onda.Galatasaray altyapısında oynayan oyuncu tekniği,oyun zekası ve hızı ile yetenekli olduğunu hemen fark ettiriyor.Örneğin bugün oynana Kostarika – Türkiye maçında rakip teknik direktörü; Berkin’i daha rahat tutabilmek için ters kanat oyuncusunu kullanmaya, sık sık kontrol etmek için yer değiştirmeye çalıştı.

Umarız Aydın’a verilen şans Berkin’e de verilir. Bu denli yetenekli bir oyuncunun kullanılmaması çok kötü olur.Aydın artık kendisini biraz daha verse iyi olacak yoksa arkasından gelenler için forma alınması kolay bir oyuncu olacak….


27 Ekim 2009 Salı

Derbinin Fener Tarafı...



Öncelikle rakip takımın kazanma arzusunu, mücadelesini ve Daum'um rakip Galatasaray'ın bütün açıklarını kullanarak maçı kazanma hamlesini takdir ettiğimi söylemek istiyorum.

Önce Fenerbahçe'den başlayalım;
maç başlamadan önce bile Fenerbahçe'li futbolcuların gözünde ne olursa olsun bu maçı kazanmalıyız ve kazanacağız yatıyordu.9 Hafta boyunca sakinliğini koruyan, temiz maçlar çıkaran Baroni gibi bir oyuncu bile maç başında Arda ile itiş-kakışların baş rolünde olabiliyor ki maç sonunda basın toplantısında ki söylemleri de bunun aşırı konsantrasyondan olduğu anlaşılabiliyor.

Taktik anlamda Fenerbahçe geri dörtlüde
Gökhan-Lugano-Bilica-R.Carlos
ile başladı.Bu dörtlünün amacı önlerinde ki oyuncularla aralarında fazla bir boşluk kalmasına izin vermeden rakip oyunculara karşı kendi alanlarını savunmaktı.

Orta sahadaki dörtlü ise;
M.Topuz-Emre-Baroni-Vederson
'dı.Daum'un taktik anlamda öne çıktığı bölge idi orta alan ya da moda tabirle 2.bölge. Brezilya Milli Takımı oyuncusu A.Santos'u keserek orta alanda yumuşak adam bırakmayarak rakibe karşı fizik üstünlüğü ele geçirmek niyetindeydi ve bunu da başardı.M.Topuz ve Vederson'un görevleri Defansif anlamda Arda ile Keita'yı savunmak ve arkalarındaki adamların yardımlarına koşarak ve alan daraltarak rakibin boş alan bulmasını engellemekti.Ayrıca takım hucuma katıldığında ise bir iç oyuncusu gibi rakibe top geçmesini engellemek ve pres yaparak topu almaktı ve bu uygulamayı da gayet başarılı bir şekilde ortaya koydular. Orta ikili Emre-Baroni içinse daha rahat bir maç oldu zannımca.Bu ikilinin amacı Galatasaray orta sahası oyuncularına Ayhan-M.Sarp-Elano'ya tam saha pres yaparak yıldırmak ve pas hatasına zorlamaktı ki Galatasaray'lı oyuncular Emre-Baroni ikilisine oldukça da yardımcı oldular.Kanatları çizgiye yapışmış bir orta saha da göbekte bulunan bu üç oyuncu birbirlerinden her dakika daha da uzaklaştılar.


İleri uçta
Alex-Kazım
Aslında Alex için fazla birşey yazmaya da gerek yok.Fenerbahçe takımındaki tek özgür futbolcu idi.Zaten gollerdeki yerleride bunun bariz bir ispatı idi.En uçta oynayan Kazım (ki Daum yumuşak olabilecek Guiza yada Semih'i oynatmadı) mücadeleci ve her pozisyonda fiziğini kullanan ve savunmayı ısıran haliyle bu şablonun en önemli ismiydi diyebiliriz.Çoğu pozisyonda Gökhan ve Servet fizik olarak üstün olsa bile istek ve arzu bakımından daha üstün olan Kazım'a karşı hem moral hemde güç kaybettiler.Rijkard'ın Galatasaray'da oynatmayı istediği topu defanstan orta sahaya pas ile çıkarma işini Kazım hırsı ve presiyle baltalamış oldu.Penaltı pozisyonun öncesinde Servet ve Gökhan'ın hata yapması, topu Franco'ya gönderme ve Franco'nun yanlış top kullanmasına neden olması ileri uçtaki presin gücünü göstermesinde güzel bir kanıttı.

Maçı özetleyecek olursak; Fenerbahçe Orta saha ve Defansının yardımlaşması, ileri uç elemanlarının hucum presi yapması ve sahadaki bütün sarı-lacivertli oyuncuların mücadeleci,hırslı ve istekli yapıları maçı kazanmalarının en büyük nedeniydi.Tabi Saraçoğlu'nu saymazsak...



26 Ekim 2009 Pazartesi

Juande Ramos'da görevden alındı...


Juande Ramos'un niye CSKA'ya gittiğini anlamamıştım hali hazırda.Birde gönderilmesine şahit olduk bir sürü soru işaretleriyle.

Gitmesine sebeb olarak belki para kabul edilebilir bir seçenekti ama Scolari kadar şanslı da değildi.Hatta bir zamanlar yarıştığı arkadaşları kadar da alamıyordu buna da en güzel örnek Ancelotti idi. Neyse bunlar gitme sebebleriydi ama artık Totthenham ve Real Madrid gibi bu defter de kapandı artık Ramos için.

Niye gittiğini de anlamayacağız galiba hele de bu CSKA yönetimi varken. CSKA'nın aleyhine gereken ne varsa yapan bir yönetim varken bize çok iş düşecek....

"Kırılma, küsme sen yine bir şiir yaz
Çok değil inan az kaldı az
Bu kadar erken susma biraz bekle
Ağlama, ağlama gül biraz"

23 Ekim 2009 Cuma

Real - Milan Maçının ardından Avrupadaki Manşetler



Zirve Haftası

20:00 Fenerbahçe-Galatasaray / Lig TV

22:00 Marsilya-Paris Saint Germain / Kanal A

18:35 Schalke 04-Hamburg / TRT 3

21:15 River Plate-Boca Juniors / NTV Spor

Abdel Kader Keita

"En büyük hücum silahımız"

"Tam topu kaybedecek diye korkarken ne yapıp ediyor topu tekrar oyuna sokuyor.Bu seneki en önemli transferlerimizin başında geliyor. Güney Afrika'dan sonra gidecekler arasında bulunuyor.Şimdiden alternatifini bulmamız gerekiyor.İyi para kazanacağız, iyi para..."

Uefa Avrupa Ligi Toplu Sonuçları

Uefa Champions League 21.10 3.Hafta

A Grubu
CSKA 0-1 ManU
Beklenen bir sonuç ve beklenen bir oyundu.Manchester kontrollü oynadı; kazandı.
Wolsburg 0-0 Besiktaş
Grafite'nin kırmızısına kadar ortada hatta biraz Almanlarda olan oyun lehimize gelişti ama Ekrem'in biraz aceleci biraz da beceriksizliği yüzünden 3 puan yerine 1 puana razı olduk.
B Grubu
Bordeaux 2-1 Bayern
Fransız takımının istikrarlı yükselen takımı.Her sene başarılarını yükseltiyorlar.
Juventus 1-0 Macabi H
Takım hüviyetini tam oturtamayan Juventus zorda olsa kazandı.Özellikle son bölümlerde Buffon müthiş işler başardı.Buffon olmasa 3 puan çok zordu.
C Grubu
Real Madrid 2-3 A.C. Milan
Gecenin süpriziydi aslında.Her ne kadar Real eksik de olsa mutlak kazanırdı, kazanmalıydı ama son moda tabiriyle maç seçen futbolculara sahip olan Milan bu zor maçı kazanmasını bildi.
Zurih 0-1 Marsilya
Heize'nin müthiş gölüyle 3puanı kaptı Marsilya.Brandao kaçırdıklarını atsaydı daha farklı olabilirdi ama becerik eksikliği yine baş gösterdi.Zurih Milan'a yaptığını Marsilya'ya yapamadı.
D Grubu
Chelsea 4-0 Atletico M.
Beklenen oldu Chelsea dağılmış Atletico'yu bozguna uğrattı.
Porto 2-1 Apoel
Maç akıllarda kolaymış gibi göründü ama Apoel golünden sonra Hulk devreye girmese daha da zor olacaktı.Ülke puanı için haftanın en kötü maçıydı.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Gecikmiş karar mı, Gereksiz karar mı?

Gareth Southgate bugun istifa etti. Bu istifa yaz aylarında olmuş olsaydı yada bir önceki sezon olmuş olsaydı gayet uygun görülür ve kimseden bir ses çıkmazdı.Ama Southgate iyi bir takımı ki içinde Mido,Aliedierre,Arca,Boateng,Yakubu,Rochemback ve Tuncay gibi üst düzey yıldızlara sahip bu takımı zar zor ligte tutmak pek de zor olmadı ama oyun ve kalite anlamında ise takım Premier Ligi de haketmiyordu.Ertesi sezon iyi oyunculardan çoğu gitti mesela Rochembak, Yakubu gibi.Bu sezon işi daha da zordu elinde maçı çevirecek az denecek kadar az adamı vardı.Can havliyle Tuncay'a sarıldı ama onunda hırsı ve mücadeleci takımı bir yere kadar yetti,yetmedi küme düştüler.Takım ilk ayrılan Southgate olur derken tam aksine takımda kalınca şaşırmadım değil.Belki istikrar için alınmış bir karar dedim ama o "plan" da bugün son buldu.Southgate Championship'te beklenenin aksine 13 maçta 7 galibiyet 2 beraberlik ve 4 mağlubiyet elde ederek ligde liderin 1 puan gerisinde 4.sırada iken istifa etti. İnsanın aklına bu işte başka bir iş var diyor ama en azından Middlesbrough daha iyi yerlerde olacağını ümit ederek tebessümle karşılıyorum.


20 Ekim 2009 Salı

Uefa Champions League 20.10 3.Hafta

E Grubu
Debrecen 3-4 Fiorentina
Debrecen iyi mücadele etti ama Fiorentina'ya güç yetiremedi.
Liverpool 1-2 O.Lyon
Anfield'da öne de geçti ama Gerard,Torres ve Jhonson'un yokluğundan Lyon iyi yararlandı.
F Grubu
Barcelona 1-2 Rubin Kazan
Gecenin "yok artık"larındandı.Rubin öne geçti, ibra yakaladı ama Dominguez ve Gökdeniz bitirmişlerdi maçı çoktan.
Inter 2-2 Dynamo K
Diyecek bişey yok Dogu Blogu ülkelerinin mücadeleci futbolu bir puan kopardı Milona'dan
G Grubu
Rangers 1-4 Unirea
Şaşkınlık verecek bir sonuç özelliklede 1-0 dan kaybetmesi.Ülke puanı içinde kötü oldu Rumenlerin kazanması
Stutgart 1-3 Sevilla
Diyecek birşey yok, favori kazandı.
H Grubu
AZ 1-1 Arsenal
Son saniyede kaptı puanı Mendez
Olympiacos 2-1 Standart
Zico Şampiyonlar Ligi karnesine yine puanlar eklemeye devam ediyor.

Unutulmayanlar #1


Biz o gün anlayamadık bu cesaret ve özgüven teşviğini...
Biz o gün anlayamadık bu adamı.
Biz esasında hiç haketmedik bu adamı.

*extensor'dan

Numara 7 #1


No.7
"Tilki"
Raul Gonzalez Blanco

Raul Madrid’le ilk maçına 29 Ekim 1994'te henüz 17 yaşındayken çıkar daha ikinci maçında da gollerine merhaba der.Oynadığı ilk sezonunda ligde 9, Kral Kupasında 1 gol atar.Milli Takım formasını üzerine geçirmesi içinse fazla beklemesine gerek yoktur yaşı 19’ken alır formayı üzerine.

Şu anda kulüp tarihinin en çok gol atan oyuncusu olduğunu da belirtmeye gerek yoktur sanırım.



18 Ekim 2009 Pazar

Yeni Transfer - Yeni 9,5 Numara


Demedi demeyin Julio Cezar Seneye Beşiktaş'ta.Artık kaç milyon € eder orasını bilmem ama tam Beşiktaş'a göre tam bir 9,5 numara.


Şaka bir yana ama bu adamı geldiği günden beri beğenirim.Galatasaray'a attığı gol ne tür meziyetlerle kuşatıldığını göstermişti bizlere.Kimin canını yakacağını düşünür dururdum nasip Fenerbahçe'ninmiş.

BEN UMUTLUYUM FENERDEN!

Evet maç sonucu fenerbahçenin bir sonraki rekor umutlarını bitirdi. Gerçi Daum açıklamalarıyla bu durumun alt yapısını çok daha önceden hazırlamıştı. Bu maç bize yine gösterdiki Daum fenerbahçenin fiziki yapısına çok ama çok güveniyor. Attı ve yattı. Ama gol son dakikalarda gelince bırakın galibiyet golünü bulmağı 90+ da mağlubiyet gölünüde yedi.
Aslında fenerbahçeye bu mağlubiyeti çok görmemek gerekir. Maçı izleyen biri olarak oynanan oyunla maçı alabileceğimiz konusunda da hiç bir endişem yoktu. Ama ne yazık ki futbol biraz da talih oyunu... Bir de Gökhan yerine Bekir tercihi bir hataydı ve yenen gollerde kendisinin form eksiği nedeniyle hatasının olduğu kanısındayım.
Yalnız şimdiye kadar ciddi maçlar yapmadığı kanısında olduğum fenerbahçenin bundan sonraki maçları için antep maçının baz alınabileceği kanaatindeyim. Umarım fenerbahçe için derbi maçı bu maçın yenilgisini unutturabilir.

17 Ekim 2009 Cumartesi

Bahri Tanrıkulu

2001 Jeju ve 2007 Pekin'den sonra 3.dünya şampiyonluğunu da Danimarka'nın Bellerup kentinde kazandı Bahri Tanrıkulu.
Teşekkürler....

Reina nereye baksın, Benitez ne yapsın?

Sunderland, Liverpool'u Bent'in golüyle yendi. Ama nasıl?
Fotoğraflar herşeyi anlatıyor aslında
Sunderland'in sağ kanadından gelen topa Bent gelişine güzel bir şut çıkarır.
Ama orda duran kırmızı şey de ne?
Jhonson'un ayağına da değen top kaleye doğru giderken balonda karambolden faydalanıp olduğu bulunduğu yerden uzaklaşır. Ama Reina anlık refleksini top için değilde balon için kullanır.
Sonuçta Reina golü yer.Liverpool Torres'siz ve Gerrard'sın ilk maçını kaybeder.
"Kesicem topunuzu,uleeen"

Hangisi daha iyiydi?


Rivaldo mu?

Ronaldinho mu?

Bence cevabı belli, uzak ara
Rivaldo